Şirinevler Metrosu’nun üstündeki ışıklar yavaş yavaş sönünce, ben de kendi ritmimi açıyorum. Çobançeşme’den E-5’e doğru uzanan o geniş cadde, akşamları daha sessizleşirken ben daha sıcaklaşıyorum. Elim telefonumda, parmaklarım ekranın üzerinde yavaşça geziniyor; kelimeleri değil, dokunuşları seçiyorum.
İncecik bir iç çamaşırın altında dolgun göğüslerim, belimden aşağı taşan kıvrımlar, kalçalarımın her hareketinde dalgalanan et… Hepsi karşına oturduğunda kendini hissettiriyor. Acele etmiyorum, önce konuşuyorum, sonra teninle tanışıyorum. Bastırdığım ağırlıkla, seni yatağa yasladığımda her santimimin seni sardığını anlayacaksın. Ağır, yumuşak, ısrarcı bir temas…
İstersen Atatürk Havalimanı tarafındaki otelde, istersen Bahçelievler sınırındaki bir rezidansta. Kapıyı açtığım anda, geceyi benimle geçirmek istediğini söylemen yeterli.
